Burun görüntüsünü değiştirmeye yönelik estetik burun ameliyatları esnasında burundan solunumu zorlaştıran septum deviasyonu (eğriliği) gibi başka anatomik sorunlar da giderilebilmektedir.
Diğer taraftan, burundan solunum zorluğu nedeniyle başvuran hastaların çoğunda burun içi yapıların yanında dışarıdan da fark edilen eğrilikleri düzeltmek gerekir.
Aynı seansta hem solunum yolları hem de burun görüntüsünü düzeltmek mümkündür ve bu yöntem septorinoplasti ameliyatı olarak adlandırılır. Böyle bir ameliyat plastik cerrahlar tarafından rutin olarak yapılmaktadır ve burun içinin düzeltilmesi için ayrıca bir KBB uzmanına gerek yoktur.
Dr. Cengiz Açıkel’in estetik burun ameliyatları konulu videosunu izlemek için tıklayınız.
Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, Burun Estetiği, Estetik Burun Ameliyatı
Faça izleri olarak da bilinen kesici bir aletle kişinin kendi bedeni üzerinde yaptığı kesi izleri Doç. Dr. Cengiz Açıkel ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu zımparalama ve ince deri yaması yöntemi ile gizlenebilmekte ve jilet izi olduğu anlaşılmaz hale getirilebilmektedir.
Bu yöntemde izlerin olduğu alan, aralarındaki normal deriyi de içerecek şekilde, bir bütün halinde zımparalanmakta, sonrasında uyluk ön yüzünden alınan 0.2 -0.3 mm kalınlığındaki deri yaması ile kaplanmaktadır.
Böylelikle kesi izleri ile normal deri arasındaki renk farkı giderilmekte ve kesi izlerinin kendine özgü görüntüsü değişmektedir.
Doç. Dr. Cengiz Açıkel TRT 1 Sabah Haberlerinde jilet izlerinin tedavisi hakkında bilgi veriyor. İzlemek için tıklayınız.
Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, Jilet İzlerinin (Faça) Tedavisi
Amerikalı plastik cerrah Dr. Eric Swanson ‘ un 2011 Amerikan Plastik Cerrahi Derneği Ulusal Toplantısında sunduğu bilimsel çalışmaya göre liposuction yöntemi ile ciltaltı yağları alınan 322 hastanın ameliyattan 1 ve 3 ay sonra yapılan tetkiklerinde kanlarındaki trigliserid ve beyaz küre miktarlarında düşüş saptandı. Kan trigliserid seviyeleri 150 mg/dL’nin üzerinde olan hastalarda %43 lük bir azalma, beyaz küre seviyelerinde ise ortalama %11’lik bir azalma gözlendi.
Kan trigliserid seviyeleri 150 mg/dL’nin üzerinde olan kişilerin metabolik sendrom, tip 2 diyabet, inme, koroner hastalığı ve periferik damar hastalıkları açısından daha fazla risk taşıdığı bilinmekte. Daha önce yapılmış araştırmalarda ortalama beyaz küre seviyeleri 8800 hücre/ μL’ nin üzerinde olanların beyaz küre seviyeleri 5600 hücre/μL olanlara göre koroner kalp hastalığı bakımından daha yüksek risk taşıdığı gösterilmişti.
Dr. Swanson’un bu çalışması liposuction yöntemi ile ciltaltı yağ dokusundaki azalmanın kişinin estetik görünümü yanında genel sağlığına da olumlu katkısı olduğunu düşündürmekte.
Doç. Dr. Cengiz Açıkel Sky Türk TV’ de Yağ Alma (Liposuction), Karın Germe (Abdominoplasti) ve Vücut Estetiği hakkında bilgi veriyor. İzlemek için tıklayınız.
Son yıllarda, kişinin kendi vücudundan alınan yağların enjeksiyonu ile -silikon protez kullanmadan- meme büyütme konusunda birçok klinik çalışma yapılmakta ve bilimsel platformlarda sunulmaktadır. ‘Lipoaugmentation’, ‘lipomodelling’ gibi terimlerle ifade edilen kişinin kendi vücudundan alınan (otolog) yağ transferi ile meme büyütme yönteminin başlıca dezavantajları;
Yukarıda sözü edilen nedenlerden dolayı yağ enjeksiyonu ile meme büyütme yöntemi için henüz klinik deneme aşamasında olan, erken ve geç dönem komplikasyonları açısından daha fazla bilimsel çalışma gerektiren bir yöntem diyebiliriz. Hali hazırda güvenilirliği kanıtlanmış olan silikon protezler meme büyütme işleminde “altın standart” olmaya devam etmektedir; 2009 yılında A.B.D.’de en sık yapılan (289.000) estetik ameliyattır.
Diğer taraftan, meme dokusunun kısmi kayıplarında ve şekil bozukluklarında yağ enjeksiyonunun, sadece o bölgenin doldurulması için kullanıldığında, çok etkin bir yöntem olduğunu vurgulamakta yarar var.
Meme Büyütme, Meme Küçültme, Estetik Meme, Estetik Göğüs, Meme Dikleştirme, Meme Estetiği, Göğüs Büyütme, Göğüs Küçültme ve Silikon konularında bilgi almak için lütfen iletişim formunu doldurunuz.
Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, Meme Büyütmede Yağ Enjeksiyonu
Jilet vb kesici aletlerle kendini yaralama sonucu vücutta ömür boyu kalıcı, kolay anlaşılabilir ve gizlenmesi zor izler kalabilmektedir. Dr. Cengiz Açıkel ve arkadaşlarının geliştirdiği ‘Lazer Yardımlı Cilt Soyma ve İnce Deri Yaması’ tekniği ile söz konusu izlerin kamufle edilmesi ve sosyal olarak kabul edilebilir hale gelmesi mümkün.
JİLET İZLERİ Jilet veya cam gibi kesici aletlerle kendi bedenine zarar verme, temelinde kültürel, sosyal ve psikolojik etkenlerin rol oynadığı bir davranış biçimidir. Kendini jiletleme davranışı başlı başına bir psikiyatrik hastalık değildir. Genellikle birtakım psikolojik sorunlara eşlik eden bir belirti olarak kabul edilmektedir. Zamanla temelde yatan psikolojik sorun tedavi edildiğinde veya kendiliğinden düzeldiğinde bu davranış biçimi de düzelebilmektedir. Ülkemizde daha çok ergenlik ve genç erişkin çağlardaki erkeklerde gözlenmektedir. Bu davranış biçimi, sokak çocuklarından üniversite öğrencisine kadar, toplumun her tür sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeyindeki bireylerde görülebilmektedir. Bu sorun sadece ülkemize özgü de değildir, batı toplumlarında da, özellikle ergenlik çağındaki kız ve erkeklerde eşit oranda ve aynı şekilde gözlenmektedir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde görülme sıklığının %4 olduğu ve gittikçe arttığı bildirilmiştir.
Kendini jiletlemeye bağlı olarak özellikle kollarda ve göğüs ön duvarında gözlenen izler yaşam boyu kalıcıdır vegizlenmesi zordur. Skarların kendilerine özgü bir görünümü vardır ve toplum tarafından kolaylıkla tanınır. Bu kişiler artık psikolojik olarak stabilize olmuş ve bu davranış biçimini bırakmış olsalar dahi vücutlarında taşıdıkları izler nedeniyleyaşam boyu utanç, suçluluk, ve pişmanlık duyabilmektedirler. Dahası toplum tarafından stigmatize edilmekte (damgalanmakta) ve dışlanmaktadırlar. Daha önce böyle bir şey yapmış artık tamamen düzelmiş ve normal bir yaşam süren bir bireyin iş ve sosyal hayatında, olumsuz özellikler çağrıştıran, bu izleri açıklamakta zorlanmaktadırlar. Arkadaş edinme, evlenme, yeni bir işe girme, yeni bir sosyal çevreye girme dönemlerinde söz konusu izler bir kâbus gibi karşılarına çıkmaktadır. Evlenmiş ve anne veya baba olmuş bir kişi kolundaki izleri çocuklarına nasıl açıklayacağının endişesini taşımaktadır.
Sosyal olarak kabul görmeyen jilet izlerini sosyal olarak kabul edilen ameliyat izi, yanık izi gibi diğer yara izlerinden ayıran en önemli özellik yan yana ve birden fazla olmasıdır. Tek bir yara izinin tedavisinde o izi tamamen çıkartıp daha estetik şekilde dikmek mümkün iken bu izlerin birden fazla sayıda olması ve her bir izin normal deriden farklı renkte olması nedeniyle aynı şekilde tedavi etmek mümkün değildir. Bazen izlerin üzerine kamuflaj amacıyla dövme yaptırılmakta ancak çoğu zaman sonuç daha da trajik olmaktadır. Bu izlerin üzerini sadece zımparalamak da izleri daha belirgin hale getirmekten başka bir işe yaramamaktadır.
Estetik cerrahlara başvuran hastalar bu izlerin mümkünse tamamen yok edilmesini veya en azından jilet izi olduğunun anlaşılamayacağı ve daha az dikkat çeker bir hale getirilmesini talep etmektedir
• Doğuştan veya travma sonucu yüz kemiklerindeki çökmeler veya yetersizlikler, üzerlerine farklı yapıda protezler (implantlar) konarak giderilir ve daha dolgun ve dengeli bir yüz elde edilir.
• Alt çene ucu, çene kenarları ve elmacık kemikleri en sık protez uygulanan alanlardır.
• Ağız içerisinden yapılan kesiler ile kemiklerin üzerinde bir cep hazırlanır ve uygun boyut ve şekildeki protez yerleştirilir. Protezler vida veya dikiş yardımı ile altındaki kemiğe tespit edilir.
• Bu amaçla en sık kullanılanlar delikli polietilen (Medpor) implantlardır. İmplant içerisindeki deliklere doku ilerlemesine izin verir ve çevresindeki doku ile daha iyi bütünleşir. Ameliyat esnasında istenildiği gibi tıraşlanabilir ve şekil verilebilir.
• Silkon, goretex gibi farklı sentetik ürünler de aynı amaçla kullanılmaktadır.
• Özellikle çene ucunun küçük olması çok sık rastlanan bir durumdur ve tüm yüz görünümünü olumsuz yönde etkiler. Çene ucu implantı ile son derece yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Estetik burun ameliyatı ile birlikte de yapılabilir.
• Yüz implantlarının çok steril koşullarda konulması enfeksiyondan korunmak için önemlidir. Protez etrafında enfeksiyon gelişirse çıkartılması gerekebilir.
• Yüz implantları ile başarılı sonuçlar alınmasındaki kritik noktalar gerçekten ihtiyacı olan hastayı seçmek, doğru boyut ve şekilde protezi belirlemek ve usulüne uygun teknikle ameliyatı yapmaktır.
Estetik Cerrahi (veya Kozmetik Cerrahi) plastik cerrahinin bir alt dalıdır ve vücut görüntüsünün göze hoş gelen, toplumca güzel olarak kabul edilen ölçüler içerisine girmesi için gerekli ameliyatları ve girişimleri kapsar. Estetik Cerrahi’nin en önemli amacı bireyin, beden algısını olumlu yönde değiştirerek, özgüvenini artırmak, aile, iş ve sosyal yaşamında daha üretken, mutlu ve başarılı olmasına yardımcı olmaktır. Estetik ameliyatların birçoğunda görüntünün yanı sıra tıbbi sorunlar da düzeltilmektedir. Örneğin burun estetik cerrahisinde (rinoplasti) burnun şekli yanında varsa nefes alma sorunları da düzeltilmektedir. Ülkemizde, burun estetik cerrahisi, meme estetik cerrahisi (büyütme, küçültme, dikleştirme), karın germe (abdominoplasti), yağ aldırma (liposuction,liposakşın), yağ enjeksiyonu, yüz germe, göz kapağı cerrahisi (blefaroplasti), kaş kaldırma ve kepçe kulak düzeltilmesiameliyatları en sık yapılan estetik ameliyatlardandır.
Bölgesel yağ toplanmalarının en etkin tedavisi, küçük kanüller yardımı ile cilt altında biriken fazla yağ dokusunun aspire edildiği, liposuction (liposakşın, yağ alma) yöntemidir. Günümüzde birçok teknik ve aygıt liposuction yöntemine alternatif olma iddiası ile ortaya çıkmaktadır. Ne var ki bir kaç hafta ara ile birçok kez tekrarlanmasına rağmen alınan klinik sonuçlar liposuction ile karşılaştırılamayacak ölçüde hafif kalmaktadır. Son dönemlerde ameliyatsız bölgesel zayıflama yöntemleri arasında ultrasonik dalgaların kullanıldığı kavitasyon aygıtları cilt altı yağ dokusunu parçalayarak azaltma konusunda diğer alternatiflerine göre daha etkin gibi durmaktadır. Ancak bu aygıtlarla çok hafif olgularda ve birçok seans sonrasında sonuç almak mümkündür. Halen liposuction A.B.D’de meme büyütme, göz kapağı estetiği ve burun estetiği ameliyatlarından sonra (2009 yılında 198.000 olgu ile) en sık yapılan dördüncü estetik ameliyattır.